-
herkesin derdi aynı. hem burada olmak istiyorlar hem de çok uzakta!
– “Gölgesizler” adlı filmden. -
“Sis tüm çirkinliklerini ve ahlaksızlıklarını örtüyordu kentin,
oysa ben, kendinden aciz bir sokak lambasının altında
aydınlıkları arıyordum kendi gölgeme dalmışken…”
“Sis ve Gece” adlı romandan… -
Saksı
Saksı bu ya. Çok dikkat etmeyiz. Saksı işte. Bir avuç toprak, genelde biçimsiz ve çiceksiz bir bitki. Halini, hatrını soran da yok. Eh arada hatırlanır su verilirse ne ala. Bazılarının arkadaşı, sırdaşı.
Mevzu bu da değil ya. Mevzu bizim o bitkilerden çok farklı olmamamız. Bir avuç toprağa saplanmış, bir yudum suya hasret, aynı sabah ve gece arasında dolanıp duruyoruz. Ne zaman çicek açağız ne zaman kuruyup solacağız bilmiyoruz.
Olurda suyumuz tam, keyfimiz pek olur o gün güneş açmaz. Güneş açar perde açılmaz. Perde açılır aksine akşamdır vakit. Biz güneşi göremeyiz güneş de bizi. Hoş güneşin umrumda da değiliz ya. 149 milyon kilometre öteden ışıldıyor ya o. Sanki hep bize yanıyor gibi. Güneşin öte tarafında ne var biz bilmiyoruz. Güneş işte.
Hani kendimizi çok akıllı, hayatın nemini almış sanarız ya. Dibimizi görene kadardır o. Saksı ne kadar derin, biz ne kadar hırçın ya da ne kadar kırılgan bunlar belirler işte. Oldu ki saksıyı kırdın, ne olur?
Saksı bu ya. Zamanın durduğuna şahit, arkanı döndüğünde komiklik yapacak gibi. Hele bir ay geçsin. Bükülsün beli ya da boy atsın. Anca farkeder insan, zamanın en büyük gizeminin onun farkettirmeden işini görmesinde olduğunu.
Saksı bu ya. Ömür diyoruz biz ona. Kimimiz bol sudan çürüyeceğiz, kimimiz güneşe hasret.
Yaprağımızı döküp, sonsuz topraklara ulaşma hayaliyle. Saksıdaki çiceksiz bitkiyiz biz. Ömrümüz saksının çapı ile yüksekliğinin çarpımından ibaret.
-
ben birşeyler yapıyorum.
bak sayın okuyucu. tamam baktığına göre okumaya devam et şimdi. ha öyle. elini mousedan usulca çek. emniyet.gov.tr’den de uzak dur. artık benimsin.
dahi anlamındaki de niye ayrı yazılır biliyor musun? çünkü toplum kendinden farklı olanı kendine dahil etmez. onu uzaklaştırır. çünkü insanlar kendilerinden ayrı olanı sevmez. bu onların hayatlarının zavallılığını ve tekdüzeliğini yüzlerine vuran apaçık bir kanıtken buna kayıtsız kalamazlar ve “abi bu ayrı yazılmalı” derler. hangi de’ler ayrılmaz biliyor musun? ayrıldığında anlam bozukluğuna yol açan de’ler ayrılmaz. bu yine aynı insanın kendini vazgeçilmez ve birtanecik sandığının en büyük yanılgısıdır.
babalar ve anneler neden çocuklarını çok severler biliyor musun? çünkü ölümsüz olmak ister insan. kendinisinin, en azından kendinden bir parçanın hayata devam edeceğini bilirler. onlar için evlatları bir proje, adlarını yaşatacak bir anıt, mehmet oğlu adem sanırlar.
insanlar neden kaybetmekten korkarlar biliyor musun? 2 yaşındaki velet tuvalette bokundan bile ayrılmayı kendine yediremezken. koskocaman adam ayrıldığı sevgilisinin ardından elbet zırıl zırıl ağlar. mevzu ayrılmak değil. mevzu bırakılan olmaktır. vazgeçilen olmaktır. hiçkimse vazgeçilen olmak istemez.
insanlar neden normal olmak ister biliyor musun? çünkü günahına ortak ister insan. yediği naneyi tek başına yemediğini bilmek ister. bir masuma taş atarken tek taş atanın kendisi olmadığı bilmek ister. benim taşım kaş yarar ama öldürmez der. taşlar birleşince baş yarar. bunu görmek istemez.
insan neden bir dağın karşısına geçip bağırır? aksini duymak ister çünkü. bu hayatta bir amacının olduğunu varsayar. dünyanın evrenin merkezi zanneder. kendisini dünyanın merkezi. dağ orada onun bağırmasıyla varlığını bilir, kendine kanıtlıyor zanneder. bağırsan da bağırmasan da dağ oradadır. bilmek istemez.
insan en büyük zalimliği kendisine yapıyor. nedenini bilmek istemezsin sayın okuyucu.
bu yazı yazılırken şu çalıyordu: http://soundcloud.com/pretioza/kedimi-caldilar
-
Acı çekene saygı*
tanrı’ yla aynı fikirde değilim
intihar edenlerin
cehenneme gideceği konusunda.
kainatın yaratılışına
katılmaktan bıktığımda ruhum,
intihar edeceğim ben de
denenmemiş bir yolla.
nerdeyse bütün akıllı kalpler
intihar edip siktir çekmiş yeryüzüne.
ben ateist değilim, babasıymış gibi
tanrı’ ya küsen bir çocuğum.
eğer tanrı intihar edenleri ve nietzsche’ yi
cehenneme gönderirse
cehennemde yanmayı tercih ederim ben de,
tanrı dürüstlüğü sever.
tanrı’nın hayal gücünü beğenmiyorum.
ben tanrı olsam
peygamberler göndermez
direkt konuşurdum insanlarla.
ben tanrı olsam
hitler’ i iyi kalpli bir yahudi olmakla cezalandırırdım,
yahut yetenekli bir yazar yapardım onu.
içindeki kötülüğü insanlara değil
tuvallere boşaltırdı
ben tanrı olsam
devletler yok olur
gül kokulu bireyler var olurdu sadece,
atlar çılgın zamanlar koşardı.
ben tanrı olsam
düşünce gücüyle herkesin
istediği karakter olmasını sağlardım,
dünya bir şiirin
yaratılım sürecine dönüşürdü böylece.
ben tanrı olsam intihar ederdim
insanlarla birlikte
acı çekmeyi öğrenemediğim için.
*kanatılmış sözcükleri kitabı adlı metinden
